6 Ocak 2010 Çarşamba

Güvenmek ya da güve'lenmek




İçinizi kemirip duran bir kurt, size hep bir şeyler söyler durur. Beyniniz karıncalanır, kafanız dumanlanır, içiniz burkulur.

Acaba…
Acaba sevdiklerim beni sevmiyor mu? Acaba hakkımda kimler ne düşünüyor? Acaba sevdiklerim şimdi nerde, ne yapıyor? Acaba yokluğumda iş ortağım beni kazıklıyor mu?

Sevdiğiniz ve birlikte yaşadığınız insanlara, eşinize dostunuza akrabalarınıza dünyayı dar getirmenize sebep olan bu kurt, aslında gözlerinizi kör, yüreğinizi sarhoş eden güzel bir kelebektir. Sizi sevdalara salan, kanat çırptığında gözlerinizi kamaştıran güzellikteki her kelebek aslında bir zamanlar kurtçuktur. Siz bunu bilirsiniz zaten. Hani ona ‘tığ tığ’ –tırtıl- der, görünümündeki rahatsız ediciliği biraz sevimlileştirmeye çalışırsınız.

Oysa bin bir emekle kelebek olduğunda seyretmeye doyamazsınız. Kanatları narindir. Rüzgârlara dayanamaz, fırtınalarda ölür. Şu koca dünyada kelebeğin ömrü zaten bir kaç güncük der, o yüzden onu önemsersiniz, ihtimam gösterirsiniz korumak, incitmemek için. Bir çiçekle yan yana geldiğinde; birbirine bu kadar yakışan bir başka ikili düşünemezsiniz.

Oysa kelebek kısacık ömründe sonsuzluğu yakalamak adına kelebektir, kurtçuktur ve yine kelebektir. Her gün yinelenen, yenilenen, tükenmeyendir. Kayboldu sandığınız anda aniden karşınıza çıkıverendir.

Bir varmış, bir yokmuş masalının bence asıl öznesi olan kelebekler, aslında pek çokmuş oluverirler mevsim bahar olunca. İçinize sevinç ve heyecan, mutluluk aşılarlar. Yaşama sevincinizi perçinlerler.

Ama bir başka kelebek vardır ki, ona çok dikkat etmeniz gerekir. Güve! Güve de kelebekler familyasından bir kurtçuktur işte. Asıl içinize düşen kurt, belki de yüreğinizde kanat çırpan bir güvenin kelebek maskeli halidir.

Güve, olur olmaz yerlerden çıkıveren, aniden bir elbisenizden, bazen yüreğinizden kalkıp havalanıveren biraz deli dolu bir kelebektir. Diğer kelebeklerin aksine ani pikeler yapar. Şaşırtıcı davranır. Yünlülerin yanında tüm hayvan tüy ve kıllarını içeren giysi ve örtülere zarar verir.

İnsanın yüreğine verdiği zararı bugüne kadar kimsenin tespit edememiş olması zannımca onun kelebek görüntüsünün masumiyetindedir. Oysa yüreğinizi canlı tutmak adına ona karşı naftalinlemezseniz, güve bir kelebek olana kadar içinizi yer bitirir. Hayatınızın geri kalanını onun açtığı birkaç delik ile paramparça olmuş bir yürekle yaşamak zorunda kalırsınız.

Hadi canım küçük bir kelebek mi bunu yapacak diyerek sakın onu hafife almayın. O ki Ebu Cehil’lerin anlaşmasını bitirmiş bir canlıdır. Kâbe’nin duvarında aylarca Müslümanlara karşı yazılı duran bir anlaşmayı bir gecede didik didik edip bitirivermiştir. Sizin mi hakkınızdan gelemeyecek?

Yarın kaygısıyla saklayıp havalandırmayı ihmal ettiğiniz gıdalarınızın ve bitkilerinizin düşmanıdır aslında güve. Üstelik siz ona karşı kelebektir diye sınırsız bir hoşgörü ile davranırsanız yandınız demektir.

Gerçi asildir. Naftalini koydunuz mu, istenmediğim yerde durmam der, çeker gider. Onun gözüne hoş görünmeli, burnuna mis kokmalısınız. Çekici bir kelebek olduğu kadar, seçicidir de yani.

En azılı kelebek düşmanlarından Yarasalar bile güveyi kolay kolay avlayamaz. Yüce Tanrı ona gizli yarasa çığlıklarını hissedip duyabilme ve ani pikelerle şaşırtıcı hareketler yapıp kaçabilme gücü vermiştir. Öyle ki, güveler peşine bir yarasa düştüğünde yarasanın radar sinyallerinin tam tersi yönde hareket ederek onun görüşünü etkisiz hale getirir.

Mevsim kışa dönüyor. Yüreğinizi ve bedeninizi sıcacık tutacak yünlü elbiselerinizi çıkaracaksınız dolaplarınızdan. Baharın sarhoşluğuna, yazın sıcaklığına aldanıp, kalın naftalin duvarlar örmemişseniz yüreğinizin örtülerine sizi acı bir sürpriz bekliyor.

Bu kış üşüyeceksiniz. İçiniz titreyecek. Daha derin sızlayacak yüreğiniz. Ne mi olmuş? Kelebeğin güzelliğine kapılıp gittiğiniz yaz sarhoşluğunda, vaktiyle içinize atılan kurtçukların, büyüyüp güvelendiğini görememişsiniz. Yüreğiniz delik deşik…
Geçmiş olsun.

Hamiş: Güve ile Güven aynı harflerden oluşan ilginç iki kelime. Birine güvenirsiniz yüreğinizi deler geçer, güvelenirsiniz. Güvenmezsiniz bir köşede güvelenirsiniz. Ne garip bir tezat.

8 yorum:

papuç dedi ki...

Bu yazınız tanıdık geldi:) Sanırım bir kere daha yayınlamıştınız...çok güzel dememe gerek yok sanırım...Güve ve güvenmek kelimesi tesadüfen benzerlik göstermiştir...Tesadüf diye bişey varmıydı ya hu ;)

Kaleminize yüreğinize sağlık...

İ.x.İ.r dedi ki...

Çok güzel dile getirmişssiniz gerçekten.söylenecek söz yok.
sevgiler..

beenmaya dedi ki...

galiba o ayrımı yapabilmek ve ona göre davranabilmek en zoru da...

çok güzel bir yazıydı yüreğinize sağlık...

Erkan BAL dedi ki...

@pabuç: kelimelerin sahibi belli. tanıdık gelmesi de doğal evet daha önce de mblogda yayınlamıştım.

Erkan BAL dedi ki...

@İxir: teşekkür ederim. belki söylenecek çok söz var ama yürek yareli dr ne yapsın der ya türküler...

Erkan BAL dedi ki...

@beenmaya: güve de bir kelebek, azrail de bir melek ancak yine de her canlı sevilmeyi hakediyor.işin dramatik yönü de bu olsa gerek...

Ness dedi ki...

"Güve de bir kelebek, azrail de bir melek" Çok güzel çok..

Yazıya 1Mk'da yorum yaptım tekrarlamayım :)

Erkan BAL dedi ki...

@Ness: teşekkürler.