30 Ocak 2010 Cumartesi

Kolay'a kaçan ağaç

ERKAN BAL

Kolaya kaçan ağaç nedir bilir misiniz? Sarmaşıklar sarılıp tutunarak ilerler. Engel aşmaları için bizatihi engellerine tutunarak devam ederler yollarına. Engelleri klavuzları olur. Oysa ağaçların yükselmeleri gerekir. Zor ve uzun bir yolculukları vardır.

Özgürlüğe doğru gökyüzüne doğru uzanır elleri... Peki bir ağacın önüne engel çıkarsa...

Fidanken uğraştığınca güçlü değildir. Betonu delip kayaları parçaladığınca ilerleyemez filizler, kollar kökler kadar güçlü değildir.

Ağaç kolayına kaçar hayatın. Zorluklarla mücadele ederek yaşamak zor geldiğinde yine de yaşamanın bir yolunu bulur. Bağrına sokulmuş bir hançerin, bir taşın acısını içine gömüp daha gövdeden 1mt yukarıdayken açar kollarını ve der ki... sen güneye sen kuzeye.... bir den iki olur...

sonra önüne bir başka engel çıkar. Bir başka ağaç, sert esen bir rüzgar, bir kaya bir duvar, bir elektrik direği... Sık bir ormanda yaşamadığından yalnızdır çevresinde dağlar, taşlar uçan kuşlar olsa da.. Ama siz onun yalnızlığını farkedemezsiniz. Google'da bile yüzlerce "yalnız ağaç resmi" bulabilirsiniz ama "kolaya kaçan ağaç" resimsizdir. Siliktir sulieti, çünkü aslında ağaç yanıbaşınızdadır, ta yüreğinizdedir kökleri... İçinizdedir. Gülümsediği objektiflerde bile gözükmez kolaya kaçtığı...

Ağaç bu kez eğer dallarını, çevresinden dolaşır zorlukların, kenarından kıyısından ama hedefi olan gökyüzüne uzatır dallarını...

Işığa.....
Öyle ya da böyle daima ışığa....

Hayat önümüze engeller çıkarır. Mücadele etmek iyi bir şeydir. Çaresizlik hele öğrenilmiş çaresizlik çok kötü birşeydir ama bazen adına sivil itaatsizlik de denilebilecek pasif bir direniş sergiler yüreğimiz... Bu aslında köşeye sıkışan farenin en kolay yaptığı şeydir. Bir başka yöne yönelmek ama aklında asıl hedefi hiç unutmadan...

Zorlukları aşmaya çalışırız böylece. Evet hayat eski tadından çok şeyler eksiltir. Dalların ve kolların artık heybetli duruşu yoktur ağaç için. Diğerleri kadar mağrur ve düzgün bir orman gibi yükseltemez belki başını. Boynu büküklüğünde bile görenler için bir sıradışılık, çekicilik olsa da herkes en düzgün ağaca yönelir, en heybetlisine Vayy be!... der

Oysa kolaya kaçan ağacın başına gelenler belki de diğer ağaçların yokolup gitmesine yol açabilecek yangınlardır. Hani görürsünüz reçinesi için yüreğini kazırlar bir çam ağacının... Ortasında kocaman bir oyuk.. ama o yaşamaya devam eder... Kendi onarır yaralarını... Ya da bir yıldırım düşer ortasına... İkiye bölünür, parçalanır. Yanık izleri, yara izleriyle doludur bedeni, ruhu kadar...

Ama kolaya kaçan ağaç bilir. Bu dünyada aslolan yaşamaktır. Sevgiyle, iyilikle güzellikle, sabırla zorlukları yenebilmek...

Her biten günün ardından yine içinde bir burukluk ve hüzünle uyansa da, sabah önüne çıkacak güçlüklere karşı savunmasız gözükse de umutla ışığa uzatır filizlerini...

O hayatla başetmenin yolunu, yaşadığı onca zorluktan sonra kolaya kaçarak bulmuştur...

4 yorum:

papuç dedi ki...

wayyyy beeee...(nednse bu aralar bu seslenişi çok kullanmaya başladım )

Herkes yazıdan kendine pay çıkarabilir (dimi) ..ben de şu cümleyi''
Ama kolaya kaçan ağaç bilir. Bu dünyada aslolan yaşamaktır. Sevgiyle, iyilikle güzellikle, sabırla zorlukları yenebilmek..'' üzerime alıyorum ve diyorum ki hedefinize öyle bir odaklanın ki etrafınızdaki iyi ya da kötü hiç bir şey sizi etkilemesin (olumsuz yönde)..

Ve bir tanıdığım derki ,sıradanlık güzeldir.. ;)

Elinize yüreğinize sağlık...her zamanki gibi hedefi 12 den vuran yazı olmuş..Varolun..

beenmaya dedi ki...

aslında bir yandan eksilirken bir yandan da çoğalırız hayat yolunda ama gözlerimiz hem gidenin, hep eksilenin ardında kalır görmek istemez çoğalan yanı...

Erkan BAL dedi ki...

@Pabuç: su gibi olasak da civa formunda sürdürebilmek belki de hayatı. gerçi civa gibi insanlar hep kötü olarak resmediliyor yeni bilim kurgu filmlerinde:) teşekkürler..

Erkan BAL dedi ki...

@beenmaya: boş bardak, dolu bardak olayı. nerden ve nasıl baktığına bağlı biraz da insanın. polyannacılık da bir yere kadar ama sürekli de herşeyin kötü tarafını da görmemek lazım...