8 Ocak 2010 Cuma

Ko'madan konuşabilmeli insanlar



Otobüste gidiyorum, arkalardan 3-5 öğrenci veya orta yaşlı bir ihtiyar...
Dükkânda oturuyoruz, pazara gelmiş bir köylü amca...

Yakınımızdaki bankadan çıkmış hararetle konuşan iki tüccar...

Habire bir ko'ma edebiyatı. Dilin kemiği yok, ha bire bir şeyleri bahane ederek Sin-Kaf(*) lı konuşmalar...

Besmele niyetine küfretmeyi ezberlemiş bazı insanlar.
Hoş değil, hiç ama hiç hoş değil, erkek olmak ağzı bozuk olmak değil.
Adam olmak, aynı zamanda adam gibi konuşabilmek de demek.

Atatürk tüm devrimleri yaparken eskinin eskiyen ve bozulan yönlerini değiştirmeyi ilke edinmiş. Bazılarını kökten değiştirmekte bulmuş çareyi. Tüm bunlara rağmen yeni Türk dilini oluştururken, konuşma dili olarak İstanbul lehçesini esas almış.

Çünkü İstanbul saltanat şehri, kültür başkentimiz. Haliyle daha güzel konuşuyor insanlar.

Bu konuşma dili tüm ülkeye yayılmak istenmiş. Okullarımızda güzel konuşma ve yazmanın öğretilmesinin amacı da bu. Eğitimde ne kadar başarısız olursa olsun bir okulun öğrencilerine konuşmayı öğretememesi kabul edilebilir bir şey değil. Eğer Türkçe konuşup anlaşamayacaksak. Her iki lafımızın biri argo ve küfür olacaksa neyi nasıl başaracağız hayatta (*)

Toplumu nasıl geliştireceğiz ve değiştireceğiz. İyi insanlar iyi ve güzel konuşurlar. Sokağa tükürmediğimiz gibi, sokağa küfredilmez de. Birbirimize efendi gibi, adam gibi konuşmayı öğretmeliyiz. Bunun temeli okullarımızda atılıyor ancak bir üst sınıflarda korunamıyor demek ki.

İster köyden gelsin, ister mahallemizin çocuğu olsun küfretmemeli.
Öğrenmenin bir temeli de örnek almak olduğuna göre, bizler de duruşumuz, davranışımız ve konuşmalarımızla çocuklara, delikanlılara örnek olmalıyız. Ne Televizyonların bozduğu ağdalı abuk, subuk bir konuşma tarzına, ne de sokak argosuna mahkûm değiliz.

Eskiden TRT spikerlerinden Radyo ve TV'den dinlediğimiz güzel Türkçemizi yeniden hayatımıza geçirmeli; kibar, nazik, efendi insanlar olmalıyız. Unutmamalıyız ki, ağzımızdan çıkan her kelime karşımızdakine bizim kim olduğumuzu gösteren bir kartvizit gibidir.

Saygılarımla

Hamiş: * Bazı durumlarda ağzımızdan baklayı çıkarmak zaruret olsa bile

* (sin-kaf Osmanlıca'da küfür cümlesini karşılayan bir kısaltma)

2 yorum:

đerkenαя dedi ki...

Söylediklerinizin tümüne katılıyorum, çok güzeldi.Efendilik; dilde, hal ve tanırda efendi olmaktır.. Cumanız mübarek olsun..
Sevgiyle kalın..

Erkan BAL dedi ki...

@đerkenαя: teşekkürler. sizin de efendim.