23 Şubat 2010 Salı

Bahar gelirken teknolojiden uzakta bir tatil hayali


Alacağım 3–5 koyun çıkacağım dağlara, kaval çalıp, koyun otlatacağım.

Bu sözlerin telif hakkı Hasan kardeşimize ait ama teknoloji ile uzun yıllar boğuşan her meslek erbabının hayalidir diyebilirim. 42’sinden sonra 3ncü bir çocuk sahibi olup, 46ncı yaş gününe dede olarak giren bendeniz de fena halde bu ruh halindeyim.

Baharın yüzünü henüz gösterdiği, kışın daha Mart kapıdan baktırır durumlarında olduğu şu günlerde bendeniz erken gelen bir atın beni denizlere veya ver elini çıkalım dağlara durumlarındayım. Ama şairin dediği gibi “yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey-ler- var

1ncisi yüzme bilmiyorum. Bu yüzden ıssız ada hayalim tamamen suya düşmüş durumda.

2ncisi uzun aylara ve ayın her çeyreğine yayılmış kredi kartı ödemelerim var, öyle tatil ayağına kaybolmam çok zor.

3ncüsü yıllardır bu işi yapıyorum ve arayıp, soran işini mutlaka benimle yapmak isteyen müşterilerim var.

4ncüsü fena halde teknoloji bağımlısıyım. 13 yıldır günde 13 saat bilgisayarla içli dışlı olan bir adamın pat diye 3 koyun aldım, çayıra saldım demesi zor. Issız bir adaya düşsem yanına ilk alacağı şey Wi-fi si çalışan bir dizüstü bilgisayar olan kişiyim.

5ncisi Allah’tan sağlık devletten aylık diyecek memuriyetim olmadığı gibi emeklilik yaşım da henüz gelmedi.

6ncısı bana ilk adımı attırmak çok zordur. Çok zor karar verir, kolayca vazgeçerim tatilden.

7ncisi artık ben bir dedeyim. 3 yaşındaki kızımı yanıma alsam da torunumu zırt pırt görmeden duramam. En azından cep telefonu kapsama alanında olan bir yere gideyim bari.

8ncisi öyle hanımın yapmadığı yemekleri yiyemem. Mutfak seçerim efendim. —Izgaralar hariç-

9ncusu koyun yünü kırpmayı, sütünü sağmayı da bilemem. Kaval çalacak olsam müzik kulağım da, dilim de berbat derecede kötü…

Bütün aşamaları geçtik. Ama şu koyun kuzu alıp dağlara çıkmak yerine “denizlerin kumuyum projesine” katılsam diyorum ama o da zor. Öncelikle çocukluğumda yüzme bilmezken profesyonel bir yüzücüyü boğulmaktan kurtardığım bir kahramanlık öyküm var. O günden beri diz kapağımı geçemiyorum.


Sonra uzun zamandır masa başı çalışmaktan olsa gerek, tüm eklemlerim tutulup ağrıyor. İyisi mi ben kaplıca otellere bir göz atayım dedim, e fiyatlar sahilleri geçmiş maşallah. Yani görünen o ki hamama giren terler vaziyetlerindeyiz.

Arabayı satmıştım, aldık bir tane şükür onda bir sorun yok. Klimamız yoksa da camı açarız idare eder. Tüpümüz de ruhsata işli demek ki trafik canavarından başka korkulacak bir şey yok.

Müzik ruhun gıdasıdır. Şu radyo yayını yapabilen mp3 çalarlardan bir tane alıp, çakmaklığa taktık mı tamam.

Şimdi oralarda sivrisinek vardır yoksa da ben gidene kadar gelirler nasıl olsa. Mübarekler de beni bulur hep, napsak ki? Bir sinek kovucu almak lazım. Cep telefonuna da mosquit (*) yüklemeli. Ekstradan bir de kene paniğimiz var.

Anlaşılan o ki şu teknolojiden uzak yaşama hayalinin kısa bir tatilini yapmak bile mümkün olmayacak. Zaten yurdum insanı derelere balık tutmaya gidip, yağmur yağıyor diye şemsiyesini açıp, cep telefonu ile konuşurken telef olmuyor mu? Oluyor.

Ya şimdi ben tatile giderken otomobil yolda bozulursa? Mp3 çalarda kaç parça olacak ki zaten. En iyisi Laptop’u da yanımıza alalım. Hatıra kalmalı gezip görülen yerlerden Dijital fotoğraf makinesini yanımıza almadan da olmaz. Maçlar da var yarabbi, inşallah gittiğimiz yerlerde şifreli kanallar çekiyordur. Aile hattı için Vodafone, çekmeyen yerlerde çeksin diye Turkcel'li cep telefonumu almalıyım. Bir çift hatlı telefon alamadım gitti.

Tatilde okumak için yanıma birkaç kitap bari alayım. Nihat Genç’ten “Veryansın”'ı pdf olarak bilgisayar’a mı atsam acaba? Okuması daha kolay mı olur?

Aman ya, aman kardeşim ya…
Evin bodrumu buz gibi serin, iyi kötü müstakil bir evimiz ve kocaman bir arka bahçemiz var. İçinde meyve ağaçları ve küçük bir havuz, kızım için salıncaklar ve küçük bir şişme havuz, karşıki inşaattan da 2 kova kum getirttim ince elenmiş. Çocuk kumdan kaleler yapsın diye. Dondurma firmalarından da birkaç şemsiye araklamalı. Birkaç plastik sandalye de koyduk mu iş tamam.

Cep telefonu kapsama alanında, hem mp3’de çalar. Bahçe evin arkasında, ev zaten dükkânın üstünde. Ne benzin harcarsın ne de tüp. Mangal, barbekü ne zaman canın sıkılırsa hazır ve nazır. En yakın piknik yeri ise yürüyüş mesafesinde. Büyük şehirlerden uzak, küçük bir ege kasabasında yaşamanın en büyük lükslerinden birine sahip adamın tatil rüyası mı olur kardeşim…

Boş verin siz de benim gibi.
Bir ağaç altı buldunuz mu, yatın gölgeye… Serinleyin…
Küçük bir kasaba da bile teknolojisiz tatil bir hayal…
Bizim meslekten emeklilik ise tam bir rüya…

(*) mosquit = bilgisayar ve cep telefonlarına yüklenebilen sivrisinek kovucu olduğu iddia edilen bir yazılım.

2 yorum:

papuç dedi ki...

1MK'daki yorumum burası içinde geçerli ;)

Erkan BAL dedi ki...

@pabuç: ))