13 Şubat 2010 Cumartesi

Biraz yüreğiniz sızlasın



Kalp ağrısı başka bir şey, yürek sızısı başka bir şeydir. Bazen ikisini karıştırdığımız oluyor mu acaba? Ya da birini öbüründen çok dikkate aldığımız. Rahmetli babam kalpten öldü. Büyük bir ihtimalle benimde kalbimle bir sorunum olacak ileride… Sağlıksız beslenme ve aşırı kilo kadar stres de kalp için önemli. Her gün bir yerlerde sağlığımız için nelere dikkat etmemiz gerektiğine dair tavsiyeler dinliyoruz.
Hepimizin Allah’ın verdiği bir can borcumuz var başka borçları da saymazsak. Bu borcun ödemesi çok zor da olsa bir gün onu da vermek gerekecek. Hani bazen biraz rüzgâra terli çıkıp üşütünce çarpar kalbimiz. Bazen ince bir sızıda aklımız başımızdan gider. Biraz daha çeki düzen veririz yaşantımıza, yediklerimize içtiklerimize. Biraz daha önemseriz iyi insan olmayı. Alnımızı secdeye koymayı...

Kalp ağrısı fiziksel bir işaret, Dikkatli olmamız konusunda vücudumuzdaki onlarca uyarı mekanizmasından birisi. Ya yürek. O sızlamıyorsa ne yapacağız?
Aç, fakir bir insan gördüğümüzde, bir hasta insan, gözleri yaşlı yetim bir çocukla karşılaştığımızda yüreğimiz sızlamıyorsa ne yapmamız gerek. Milli maçta heyecanlanıp çarpan kalbimiz, milli davalarda sızlamıyorsa, her gün bir şehit cenazesine, Irak’ta zulmedilen, tecavüze uğrayan kadınlara artık eskisi kadar sızlamıyorsa bu da bir hastalık sayılmaz mı?
Oturup azıcık düşünelim. Azıcık hızlı yürüyünce, merdiven çıkınca can verme korkusu ile çarpan, sızlayan kalbimiz, çevremizde her gün olup biten kazalarda, üzülen acı çeken, hastasına ilaç, derdine çare evine ekmek bulamayan garibanlarda da sızlasın…
Merhamet güzel şeydir. İnsan olmanın değerini çevresinde yaşanan acıları görüp sızlayan bir yürek kadar ne gösterebilir. Akşam sofralarında fazla yemeyip çarpmasından korktuğumuz kalbimiz kadar, yetimleri, fakirleri, hastaları, dertlileri düşünüp sızlayan bir yüreğimiz olsun.
Bırakın gözyaşlarınız arada bir aşk dışında şeyler için de dökülsün, bırakın yüreğiniz sızlasın ve sızlayan yüreğiniz ellerinize uzanıp bir yetimin başını okşasın, bir fakirin sofrasına aş, bir işsize iş olsun…
Bırakın maç yorumlarına harcadığınız nefesleri arada bir dualar, yasinler tüketsin. Öyle bir detarjan bulun ki arada bir de olsa hem kalbinizi hem yüreğinizi ak etsin, pak etsin…

3 yorum:

KYBELE F dedi ki...

Burnun kokuya alışma eşiği düşük derler de
gözün eşiğinden bahsetmezler... Gözler alıştı kötülük görmeye, şaşırmamaya, açılmamaya....
Yürek de alıştı acımamaya...

Erkan BAL dedi ki...

@KYBELE F: çok güzel bir tanımlama sevgili kybele f. göz görmeyince gönül katlanır diyorlar oysa değil mi. göz göre göre de katlanıyor demek ki...

SİYAH KELEBEK dedi ki...

Blogumu ziyaret edip şeref verdiğiniz çok teşekkür ederim.

Saygılarımla.