18 Mart 2010 Perşembe

Elbet bir gün çocuklar kazanacak


İsrail filistinli çocukları bilerek ve isteyerek öldürdü bugüne kadar.
Neden bu kanaate kapıldığımı haberlerde geçen bir cümle özetledi aslında. Gazze nüfusunun yarısı çocuk!. Filistinliler öldürülmek istenen umutlarına karşılık her canlının içgüdüsel tepkisiyle hareket ediyorlar. Tabi bu bilinçli bir tavırdır aynı zamanda. O çocuklar Filistin'in en büyük ve tek silahıdır İsrail'e karşı. İsrail de en büyük düşman olarak o çocukları görmektedir.

Zor zamanlarda insanlar birbirine daha çok tutunur. Ölümler, felaketler, savaşlar yürek acılarına yol açar. Acılar ise ancak birbine tutunduğunda azalır. Seven insanlar ötekinin yarasına merhem olur. Birbirine tutunan iki insanın hayata ve yaşama dair umutlarının en güzel meyvesi çocuktur. Filistin'de bir çok yokluğun yanında insanların iyi bir gelecek adına tek düşünebilecekleri "biz değil evlatlarımız görsün" diyerek beslediği umutları vardır.

Bu size bilimsel gelmeyebilir, medenice, akılcı gelmeyebilir ama doğal bir reflekstir. Bugün ÇİN eninde sonunda teknolojiyi de bir ucundan yakalamış ve dünyaya bir şekilde varlığını çok daha fazla hissettirmektedir. Bir çok soruna yol açtığı varsayılan nüfusu, radikal nüfus önleme planları uygulanmasına rağmen çok ciddi bir caydırıcı unsur olarak siyasetten, ticarete kadar her alanda hesaba katılması gereken bir durumdur.

Başbakanın 3 çocuk söylemi bize ilkel bir söylem gibi gelmesine karşın söyleyemediklerini de düşündüğünüzde mantıklıdır. Sayısal dengeler yönetici erk'i bir şekilde belirler. Hepimiz sayısal çokluk'un belirleyici olmadığına dünyadan bir çok örnek getirebiliriz ancak eninde sonunda demokrasinin argümanı seçim ve oy ise her bireyin bir tek oyu varsa sonucu matematik belirler.

Hızla yaşlanan dünya nüfusu, özellikle batılı modern ailelerde az çocuk yapma, yükselen yaşam standardına rağmen çekirdek aile modeli ile yalnızlaşan toplumlar... Kürtaj ve korunma yöntemlerinin, bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum mazeretinin çözüm araçları olarak sunulması sonucu, gelişmiş toplumlarda nüfus azalması olarak kendini gösteriyor.

Az gelişmiş ve çok ezilen toplumlarda ise olay tamamen tersi. "Allah zenginin malına, fakirin beline kuvvet verirmiş" gibi bir argo deyim var ama gerçekleri de ifade ediyor. Çocuk yapma oranı varlık ve kültür ile ters orantılı.
Bakabileceğim kadar, ona daha iyi koşullar sağlayabileceksem çocuğum olsun diyen insanların çocuk sahibi olma oranı varlıkları arttıkça daha da azalmakta. Çünkü yükselen hayat standartları, özel okullar, giyim kuşam kalitesi derken bakabileceğim dediği çocuk sayısı 2 ye varmıyor bile bu düşüncedeki insanların. Oysa 2 insandan 1 insan kalması bu dünyada yine matematik devreye girdiğinde -1 eksilmedir.

Sayısal ve demografik üstünlük size çok basit gelebilir ama eğer gelişmiş ülkelerin deli'leri kendi ürettikleri kitle imha silahlarını çocuklarımız üstünde denemeye kalkmazsa eninde sonunda ezilmiş çoğunluklar mutlu azınlığın elinden iktidarı alacak.
Bu tüm dünyada gerçekleşecek bir varsayım. Dini, dili, düşüncesi değil önemli olan basit manada insanların "üremesi"... Ezilmiş toplulukların, demokratik çıkış yolu da bulamayınca çareyi "üremekte" görmesi.

Bu yüzden tüm dünyada adil yönetimler kurulması gerek. Elinde güç olanların bu gücü tüm insanlığın hizmetine sunması, fakir ve yoksul insanlara yardımcı olması gerek. Birilerinin diktatörlere, zalimlere zulüm ile sonsuza dek iktidarda olamayacaklarını bildirmesi gerek.

BM'nin daimi üyeleri en azından 1 vetodan 2-3 ülkenin vetosunu gerekli kılan bir yapılandırmaya geçmeliler. Kınama kararlarının yaptırım gücü olması ve insan hakları evrensel beyannamesinin tüm ülkelerde hayata geçirilmesi gerek...

İlk cümlelerimi son cümlelerim olarak da tekrarlayayım. İsrail bilerek ve isteyerek çocukları katlediyor, öldürüyor çünkü Filistinlilerin elindeki tek umut o çocuklar ve umudu elinden alınmış topluluklar kolayca boyun eğdirilip köleleştirilebilirler.

Yaşı yetmiş işi bitmiş ihtiyarların itirazı da isyanı da bir işe yaramaz ama acıyla yoğrulan çocuklar delikanlı çağında isyankar birer OK gibi düşmanın bağrına saplanabilir.

Bu zulüm iktidarını kıracak olan, dün İsrail'de kolu taşlarla ezilerek kırılan çocuklardır.
Tek korkum bu kadar acı ile yoğrularak yetişen çocukların yarının zalimleri olma ihtimalidir.. Tıpkı Hitler zulmünden kaçan yahudilerin çocuklarının bugünün eli kanlı zorbaları olması gibi.

Allah tüm dünyayı yetim, garip, fakir ve zulüm görmüş çocukların ah ve intikamından korusun....

2 yorum:

papuç dedi ki...

amin..Ben o taş atıp ülkesini savunan ellerin yarının zalimleri olacağına inanmıyorum...

Allah razı olsun bu güzel yazı için...Düşünmeye sevketti bizi bi zahmet ...

Erkan BAL dedi ki...

@papuç: mazlumun ahından korkmalı...