2 Mart 2010 Salı

Fildişi kulelerin şairleri


Yıllardır bitmeyen tartışmadır. Sanat halk için midir yoksa sanat için midir? Bu tartışmada herkes kendi görüşünün doğru olduğu iddiasındadır ve ötekini acımasızca eleştirir. Bir de sanat Hak (Tanrı) içindir diye üçüncü bir hâkim görüş vardır.

Bense sanatın fazlasıyla sanatçı için olduğuna inanırım. Her sanatçı biraz da kendisi için sanatçıdır. Siz buna bir ego tatmini de diyebilirsiniz. Ben içindeki sancının dışa vurumu derim.

Yıllardır her alanda olduğu gibi sanat dünyasında da "her şeyi bilen akil adamlar" olagelmiştir. Hiç birini küçümsemem. Ancak sanatçı adayları arasında bile bir müddet sonra kendini "Hint kumaşı veya otorite" sanma hastalığı nükseder. Neyin nasıl yapılacağını söylemeye, başkalarına akıl vermeye başlarlar. "Ben şöyle bilirim, böyle okudum, kafiye budur, aruz budur, serbest vezin şudur, Türk şiiri budur derken işin özünü; yürekten gelen sesi aktarmayı unuturlar."

İkinci bir hastalık ise "bizden olan iyidir" hastalığıdır. Eski bir burjuva aydını hastalığı olan bu hastalık önce solculara, zamanla "sağ" yelpazedeki aydınlara da bulaşmıştır. Kısaca "halktan" olanı sığ bulmak, "anlaşılmaz olanı yüceltmek", "tepeden bakmak" hastalığı da denilen bu hastalığa en iyi cevap sanırım "Yunus Emre" şiirleri ve Türk halkının gönlünde "Yunus Emre'nin" kazandığı yerdir.

Bu yazıyı yazma sebebim olan birkaç ay önce TRT2 de yayınlanan "önce şiir vardı" adlı programa. Bu program; gerçekten kaliteli üst düzey bir programdır. Kesinlikle kabul ediyorum. Zaten, zaman zaman şairlerin, zaman zaman şiir tarzlarının tartışıldığı, Mustafa Şerif Onaran'ın yönettiği, Hilmi Yavuz ve Talat S. Halman'ın katıldığı; sohbet aralarının "Devlet Tiyatroları Başrejisörü Rüştü Asyalı ile Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Berin Ötenel"in okuduğu şiirlerle renklediği bu güzel program için TRT'yi kutlamak gerek.

Ancak dün akşam "Ümit Yaşar OĞUZCAN şiirlerinin konu edildiği programda "Ümit YAŞAR'IN bile" acımasızca diyebileceğim tarzda eleştirildiğini görmek beni üzdü. Hilmi YAVUZ hocamın "arkadaş olarak sevmeme rağmen şiiri için aynı şeyi diyemem - popülerliği seçerek, kendine yazık etmiştir" mealindeki sözleri ve Aşk şiirin Ümit YAŞAR'LA sıradanlaştığı, ayağa düştüğü anlamına gelebilecek vurguları gerçekten üzücüydü.

Ümit Yaşar OĞUZCAN gerçekten Aşk şiirlerini bizlere sevdirebilen, duygularını yüreğinden geldiği gibi aktarabilen, Gülmece şiirleri yanında, aruz vezniyle de Rubailer yazmış iyi bir şairdir.

Tabi ki bizim ölçümüz "üstatların kriterlerine" göre bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak halk nezdinde itibar görmek neden aydınlarımız arasında "kolaycılık, basite indirgenmek, ucuzlatmak" olarak algılanır. Orhan Veli KANIK'da sıradan bir şairdir o zaman. Ama bizce sevilmiştir. Bu halk onu benimsemiştir. Kendinden biri görmüştür. Bu az bulunacak bir şey midir?

Tabi ki sanatın belirleyici üst kriterleri olabilir. Tabi devler arenasının kuralları daha farklı olabilir. Ancak "halk tarafından sevilir şiirler yazmak" ne zamandan beri bir şairin kalitesini düşüren belirleyici bir unsur olmuştur onu anlamakta güçlük çektim.

Ümit Yaşar, yüreğini, hissettiklerini yazmış mıdır? Sevgisini ifade etmiş midir? Bu kelimeler halkın gönlünde yer bulmuş mudur? Önemli olan biraz da bu değil midir?

Kelime oyunlarına, muntazam kalıplara, uyaklara, rediflere, kafiyelere, dizeler içinde gizli anlamlara, vurgulara, ses ahengine yeterince güçlü yer vermedi diye bir şairin şiirine kötü diyebilir miyiz? Şiir bir "Tanrı kelamı mıdır?" Yoksa "Eski Arabistan'daki gibi" kutsal metinler midir?"

Tamam, çikletlere mani yazan bir şair olmak, cep telefonu mesajlarının şairi olmak başka bir şeydir. Kabul, ama dolmuşa, otobüse birlikte bindiğiniz, seçim sandığına birlikte oy attığınız ve kitaplarınızı bir gün okuyup yüreğinizi anlamasını umduğunuz bu halka ve onun benimsediği Ümit Yaşar OĞUZCAN gibi bir şaire; bu biraz haksızlık olmadı mı sevgili hocalarım?

Şu, fildişi kulelerden aşağıları temaşa edip beğenmeme huyunu da, aydınlarımız bıraksalar artık. Saygılarımla.

2 yorum:

bucera dedi ki...

Nihat Genç ''Edebiyat Dersleri '' adlı kitabında öyle güzel sövmüş ki bu tiplere insanın içi eriyor,frahlıyorsun adeta.Ne diyeyim ikinizinde eline, koluna, ruhuna sağlık

Erkan BAL dedi ki...

@bucera: işin özünü kaçırıyorlar. dediğim gibi aslolan yürektir. herşeyi anlamlı kılan o değil midir zaten.